ERGUVANLAR


www.erguvanlar.tr.cx


« Önceki ::

MUSA'NIN MÜCAHİTİ - ERGÜN POYRAZ

6/5/2008 -Kategori: ERGUN POYRAZ _2_

Musa'nın Mücahiti
Ergün Poyraz, Ergün Poyraz

Togan Yayıncılık



"...Şöyle bir hadisi şerif var, Müslümanlarla Yahudiler harp etmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Bu harpte Müslümanlar galip gelecektir, öylesine galibiyet ki, Yahudiler taşların ve ağaçların arkasına saklanacak, ağaçlar haber verecektir, 'Ey Müslüman arkama Yahudi saklandı gel onu öldür' diyeceklerdir."


AKP Manisa Milletvekili Bülent Arınç, 3 Kasım 2002 seçimleri
öncesi



"Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç, Yahudi soykırımı kurbanları anısına BM Genel Kurulu tarafından ilan edilen 27 Ocak Uluslararası Anma Günü nedeniyle İsrail Meclis Başkanı Reuven Rivlin'e bir mesaj gönderdi.

TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın mesajı şöyle:

"Bu tür korkunç olayların tekrarlanmaması için yeni nesillerin bilinçlendirilmesine verdiğimiz önem çerçevesinde, 1 Kasım 2005 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kabul edilen 'Yahudi Soykırımının (Holokost) anılması' başlıklı karar tasarısının ortak sunucuları arasında Türkiye de yer almıştır. 27 Ocak tarihinde ülkemizde de Yahudi soykırımı kurbanlarının anılması ve Dışişleri Bakanlığımızca bu amaçla bir açıklama yapılması kararlaştırılmıştır. Aynı tarihte, günün anlamı ile ilgili TBMM adına bir açıklama yapılmasını da öngörmekteyim."


26 Ocak 2006 tarihinde Meclis İnternet'inde TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, İsrail Meclis Başkanı'na Uluslararası Anma Günü nedeniyle  gönderdiği mesaj



"İsrail bir gasp devletidir. Çalınmış bir toprakta gasp devleti kurmuştur. Müslümanların kanlarını akıtmıştır. İsrail'in Mossad örgütü bugünkü terör olaylarında başı çekmiştir..."


Bülent Arınç'ın RP hatibi sıfatıyla yaptığı konuşmalardan...


"İncirlik'te Türk işçisine saldıran Amerikan köpeklerinden hesap soracağız. Irak'ta, İmam-ı Azam'ın türbelerini her gün bombalayan Amerikan katillerinden hesap soracağız..."


"Türkiye aslında ABD'nin gerçek anlamda güvenebileceği ve bölge sorunlarının çözümü için işbirliği yapabileceği bir dosttur. Bu böyle bilinmelidir..."


Arınç'ın farklı zamanlardaki (seçim öncesi ve sonrası) konuşmalarından



"Çok yüzlü, çok dönek "Dün dündür, bugün bugündür" şeklindeki siyaset anlayışına karşıyız..."


Milli Gazete ve Milli Gençlik Vakfı tarafından Konya-Buldan'da düzenlenen konferansta yaptığı konuşmadan




"Türban bizim bayrağımızdır"


Bülent Arınç'ın, Konya-Karatay'da yaptığı konuşmadan


"Türban meselesini çözmek bizim namus borcumuz"

Arınç'ın Vakit Gazetesi'ne verdiği demeçten


"Dindar bir cumhurbaşkanı seçeceğiz"




"Sayın Başbakan dün (15 Nisan 2007) Hannover'de yaptığı bir konuşmada, "rejim tehlikede olsa yabancı sermaye gelip ülkede yatırım yapar mı?" diyerek, yönetiminde olan Türkiye'yi övmek istedi... Bu nedenle Başbakana bir arzımız olacak: lütfen danışmanlarınıza değil, kavgalı olduğunuz üniversite rektörlerinden birisine rica edin. Size bir ekonomist ile bir tarihçi göndersin. Onlar ile bir öğle yemeğinde birlikte olun. Onlar da size, rejimin tehlikede olduğu için, 'yabancıların yatırım yaptıklarını' ve Osmanlının son zamanlarında da böyle olduğunu bir bir anlatsınlar. Tabii ki anlarsanız... "




"Menemen isyancısı Derviş Mehmet'in (Menemen-Sümbüller Köyü) ikinci eşinden torunu, babadan Girit Rum'u, anadan Mısırlı Arap olan zat şimdi Meclis Başkanlığı yapan (Bülent
ARINÇ) ın dedesidir..."




"Aynı Ülker grubunun ilanla ve her daim desteklediği Andante Dergisi'nin Ocak-Şubat 2006 tarihli 20. sayısının 14. sayfasında "Bu Şarkıyı Hampson'dan Dinleyin" başlığı altında, Mozart'ın, zil ve davul gibi Türk enstrümanlarını da kullanarak, 'İmparator olmak istiyorum' adlı bir Alman savaş şarkısı bestelediğini, bu parçayı Osmanlı'ya savaş açmaya hazırlanan İmparator II. Jozeph'in ısmarladığını anlatıyor ve şarkının ilk dörtlüğünü şöyle veriyordu.

"İmparator olmak istiyorum
Silkelemek istiyorum Doğu'yu,
Titretmek istiyorum Müslümanları,
Konstantinopolis benim olmalı..."


"Ermeni Hırant Dink'in "Türk'ten boşalacak zehirli kanın Ermeni'nin temiz kanı ile değişeceğini" söylediği, sözlerden savcılığın beraat ettirilmesini istemesinden, İstiklal Marşına karşı yaptığı saygısızca açıklamalarının ardından hiçbir tepki almamasından olacak, Ülker grubu çıtayı yükseltiyor, Mozart isimli Masonu göklere çıkaran yayın ve etkinlikleri Müslüman Türk milletinden kazandığı paralarla finanse ediyordu."




"Ülker grubu da İslami sermayenin başını çekiyor, ürünlerinde domuz ürünlerini kullanmadığını özellikle vurguluyordu. Alkolünse zinhar yanlarından bile geçmiyordu. Bir gün Efes Pilsen biralarının üretim ve dağıtımını yapan Anadolu Endüstri Holding'in sitesini incelerken ilgimi bir şirket çekti. Polinas isimli bu şirkette Holding hisselerinin olduğunu söylüyor ancak ortaklarını belirtmiyordu. Aynı şekilde Ülker grubu da sitelerinde Polinas adlı şirkette ortaklıkları olduğunu söylüyor, ancak onlar da ortakları hakkında bilgi vermiyorlardı. 23 Eylül 2004 tarihli Ticaret Sicili gazetesini incelerken hiç olmayacak gibi gelen bir durumla karşılaşıyor, Efes Ülker ya da Özilhan ve Ülker ortaklığına rastlıyordum."



"Ermeni Azeri savaşında Ermenilere Ülker grubundan 18 ton malzeme gönderiliyor, bu malzemenin çikolata olduğu iddia ediliyordu. Savaşın ortasında Azeriler ekmek bulamaz ,bir milyon savaş kaçkını açlık ve sefaletle pençeleşirken, Ermeniler, Ülkerler sayesinde çikolata dağlarına kavuşuyorlardı."



"15 Nisan 2004 tarihinde Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın ünlü cümlesi basında yer alıyordu: "Şeyini şey ettiğimin şeyi" Arınç, bir muhabirin 23 Nisan resepsiyonu davetiyelerinde neden sadece kendisinin isminin bulunduğunu sormasına, 'şeyini şey ettiğimin şeyidir' şeklinde ahlak ve edep ölçülerine sığmayan bir cevap veriyordu."




"11 Mart 2004 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde "Arınç'ın başdanışmanı Humeyni hayranı" başlıklı yazıda şunlar aktarılıyordu:

"Kendisinin de içinde olduğu 80 sonrası İslamcı kuşağın milli düşünüşü aştığını savunan Kemal Öztürk, şimdi TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın danışmanlığını yapıyor. Öztürk, 1990 yılında Girişim dergisinde yayımlanan ve şimdi savunamadığı yazılarında İran İslam Devrimi'ne ve Humeyni rejimine övgüler düzüyor, "Mizah" kitabında da Atatürk devrimlerini hedef alan Öztürk, İslamcı teröristler tarafından öldürülen Turan Dursun'dan ise "Pişmiş kelle" diye söz ediyor."




"Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.Atilla Yayla 20.11.2006 tarihinde AKP İzmir İl gençlik Kolları tarafından düzenlenen bir panelde şunları söylüyordu:
"Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder. İleride artık bizlere; neden her yerde bu adamın heykelleri ve fotoğrafları var diye soracaklar. Bunun üstünü örtemezsiniz ileride bize soracaklar..."

Arınç: "Yayla'nın sözlerinde Atatürk'e hakaret yok" dedi.TBMM Başkanı Bülent Arınç, Prof. Dr. Atilla Yayla'nın İzmir'deki konuşmasında tasvip edilmeyen bazı şeyler söylemiş olabileceğini, ancak bundan dolayı bir linç kampanyasına girilmesini ifade özgürlüğü açısından çok tehlikeli ve yanlış bulduğunu belirterek, bu kampanyanın içerisinde olanları da kınadığını bildirdi..."




"Benim babam öldü. Benim dedem de öldü. Benim dayım öldü. Allah sizinkilere de rahmet etsin. Hepinizin babaları, dedeleri, evlatları öldü. Peygamberimiz öldü, aleyhüsselatü vesselam. Bütün Hülafa-i Raşidin öldü. Sahabeden kimse kalmadı. Ama Atatürk ölmedi olur mu öyle şey? Nasıl ölmesin, niçin ölmedi, bunu söyleyin. Bunu söyleyen bir insan mantıklı mıdır?"


Aziz kardeşlerim, demokrasi içinde bir resmi ideoloji olarak Atatürkçülüğü koymak mümkün değildir. Bugün Atatürkçülük devletin resmi ideolojisidir. Türkiye'de herkes, Türkiye'de her parti, her dernek zorla, mecburen Atatürkçü olmak zorundadır. Hangi demokraside bu var Antalyalılar. Bırakınız şunu bunu, demokrasi açısından meseleye bakınız. Hangi devletin anayasasında bir insanın ismi ilke haline getirilmiş ve tüm milletvekilleri onun adına yemin etmek mecburiyetinde bırakılmıştır. Hangi devletin protokolünde mozole ziyareti vardır. Hangi devlette memurlar memuriyete girdikleri gün yazılı bir beyanname imzalayıp dosyasına koymak zorundadır, "ben Atatürkçülükten ayrılmayacağım" diye...

10 Kasımları, 20 Kasımları bırakınız. Her parti kongresini yapar, Otomobilciler Derneği kongresini yapar, Kanarya Sevenler kongresini yapar, kocaman bir çelenkle huzuruna giderler. Affet bizi biz ettik sen eyleme derler. Özür dilerler, af dilerler, yahu demokrasi adına konuşuyoruz hangi devlette var af dilemek, özür dilemek?... Sen her şeyin iyisini bilirdin de, en kötüsünü biz yaptık bizi kurtar demek. Nerde soruyorum demokrasiye can verenler, gönül verenler, hangi demokraside ebedi şef diye bir kurum var. Hangi demokraside yol gösterici ebedi kurtarıcı diye bir isim var. Hiç birisi yok.Dağlara taşlara Atatürkçüyüm diye yazsanız ne faydası var. Sizin Atatürkçülüğünüz doğudaki ateşi söndüremiyor. Atatürkçülüğünüz enflasyonu durduramıyor... Açıkça söylüyorum. Bizim Atatürkçülük gibi bir meselemiz yok. İstiklal mücadelesi içersinde, yeni Cumhuriyet içersinde O'na da layık olduğu yeri vereceğiz. Neresi layıksa tabi!.."

Bülent Arınç'ın ağzından 'inciler'(!)



"Yapılan hareket, kime karşı yapılıyorsa, tavrımız onlar tarafından hiç hissedilmeden ve sezdirilmeden yapılmalıdır ki, hedefi vurma ve yara almadan da dönmek mümkün olsun"

Fethullah Gülen(Bülent Arınç'ın yerlere göklere koyamadığı şahıstan 'inciler'(!))



"Lenin'i ölü görmek güzel"

Bülent Arınç'ın dört günlük Moskova gezisine damga vuran 'esprisi'




"Şimdi birlikte düşünelim bir insan hem Said-i Kürdi'yi canından çok sevip hem de Atatürkçü olabilir mi? İçinizden elbette olamaz diye geçireceksiniz. Haklısınız. Ömrü boyunca o ve onun rejimini yıkmak için mücadele etmiş İngiliz ajanı Saidi Kürdi nasıl aşikar bir Atatürk ve Türklük düşmanı ise aynı şekilde ömrü boyunca o ve onun rejimini değiştirmek için çabalayan Rus ajanı Nazım Hikmet de bir Atatürk düşmanıdır. Beynelmilel eski tüfek Marksistlerin bugün dinci taife ile el ele kol kola olmaları acaba bir rastlantı mıdır? Yoksa ortak düşmana karşı birlikte mücadele mi veriyorlardır? Bu mücadelenin kime-neye karşı olduğu bellidir: Atatürk'e ve onun eserlerine; Türkiye Cumhuriyeti dahil!"



"Nazım Hikmet'in bütün yargılanmaları Atatürk dönemine denk gelmektedir! Şimdi hemen yok efendim Kuva-i Milliye destanı filan demeye başlayacaklardır. Ben de diyeceğim ki onu yazmaktaki gayesi Atatürk'ü komünist ideolojiyi benimsemiş sanmasıdır! Durumun böyle olmadığını anlayınca burjuva kemaller (28 Kanunusani) hemen su yüzüne çıkmıştır..."

"Trabzon'dan bir motor açılıyor
Sahilde kalabalık!
Motoru taşlıyorlar
Son perdeye başlıyorlar!
Burjuva Kemal'in omuzuna binmiş
Kemal kumandanın kordonuna
Kumandan kahyanın cebine inmiş
Kahya adamların donuna
Uluyorlar.
Hav.. hav.. hav.. tu
Yoldaş unutma bunu
Burjuva ne zaman aldatsa bizi
Böyle haykırır
Hav.. hav.. hav.. tu"
-Nazım Hikmet-



"Kurtuluş Savaşı destanının şairi Nazım, Kurtuluş Savaşı yıllarında (1919-1922) 17-20 yaşlarındadır. Her nasılsa bu savaş sırasında bırakın cepheye gitmeyi, Ankara'ya bile gitmemiş; kendisine eğleşme mahallî olarak Moskova'yı seçmiştir.Türk milleti, Türk gençleri Kurtuluş Savaşı'nı yapmış, hazrete de Moskova'dan izlediği savaşın destanını yazmak kalmıştır. Kurtuluş Savaşı Destanı'nın şiir değeri ayrı bir yazı konusudur. Ancak destanda da yer alan "Karayılan" isimli Türk kahramanının niçin "korkak bir tarla faresi"ne benzetildigini sormak hakkımızdır."




"1938'de orduyu ve donanmayı isyana teşvikten 28 yıl 4 aya mahkûm oldu. Çankırı ve Bursa cezaevlerinde yattı. 1950 yılında Demokrat Parti onu hapisten çıkardı. O da anavatanı Rusya'ya ikinci defa kaçtı. Yani Nâzım Rusya'ya kaçtığında hapiste değildi. Mahkûm da değildi. Hakkında açılmış herhangi bir dâva da yoktu. Hür bir insandı. Hür iradesiyle karar verdi ve Rusya'ya kaçtı. Kendine vatan olarak orayı seçti. Bu, şuurlu bir seçiş idi."





"Gelelim Nazım'ın vatan hasreti ile öldüğü meselesine. Bu konuda onun, ölümünden 17 ay 26 gün önce (7 Aralık 1961) Sovyetler Birliği vatandaşı olmak için zamanın başbakanı Kruşçefe dilekçe verdiğini okuyoruz. Bu dilekçe Nazım'ın Rus- ya'ya kaçışından 10 yıl sonra yazılmıştır.


"SAYGIDEĞER NİKİTA SERGEYEVİÇ
19 yaşından beri,yalnızca kalbim ve kafamla değil, geçmişimle
de Sovyetler Birliği'ne bağlıyım. Bolşevik Partisi'ne, ilk olarak 1923 yılında üye oldum. Ardından 1924 yılında yine Moskova'da, Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi oldum. 1925 yılı başında Moskova'daki Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'ni bitirdim ve parti işleri için Türkiye'ye gittim. 1925 yılı sonunda, Ankara'da yeraltı çalışmaları gösterdiğim için gıyaben 15 yıl hapis cezasına çarptırıldım. Sonra, yine Moskova'ya döndüm. 1928 yılında Türkiye'de parti işleriyle uğraştım. O zamandan 1950 yılına kadar toplam 56 yıl hapis cezasına çarptırılmama karşın toplam 17 yıl cezaevinde kaldım. Başta Sovyet halkı olmak üzere, ilerici insanların mücadelesi sonucu cezaevinden çıkarıldım. Ben sayılı komünist şairlerindenim. Çok mutluyum. Çünkü büyük Ekim Devrimi'nin beşinci yıldönümünü Moskova'da kutladım, şiir yazdım. SBKP'nin 22'inci kongresini kutladık. Bu nedenle de şiir yazdım. Artık 10 yıldır Moskova'da yaşıyorum. Ailem de yanımda.
Bütün Sovyet halkı gibi buradaki yaşama alıştım. Saygıdeğer Nikita Sergeyeviç, yardım edin, ben Sovyet vatandaşı olmak istiyorum.
En iyi dileklerimle.
Saygılarımla.
Nazım HİKMET
7 ARALIK 1961".



"70 yıldır Allahsızlık rejimi ile yönetiliyoruz."

RP Şanlıurfa milletvekili
İbrahim Halil Çelik 17 Ocak 1993'te RP İl Teşkilatı'nın Kahramanmaraş Spor Salonu'nda düzenlediği toplantıdan



"Sapık ilkelerini tabu haline getirdiler"

Bülent Arınç

   
"Türkiye'yi ele alınız, çok büyük tahribattan geçtik biz. bir batılılaşma serancamı içerisinde Türkiye çok büyük bir tahribatla karşı karşıya kaldı, hukuk sistemini batıdan aldı ekonomik sistemini batıdan aldı, devlet düzenini batıdan aldı, duygu ve düşüncesini, şarkı ve türküsünü, eğitim sistemini hep batıdan aldı ve geçmişle olan bütün irtibatını kesti, Osmanlıyı reddetti, İslami inkar etti ve biz 1923 yılından sonra yepyeni yani dünyaya Mars gezegeninden yeni düşmüş bir devlet olarak kurulduk Hiçbir bağımız yok, hiçbir mazimiz yok, dağ başında hüdainabit gibi bir ot halindeyiz..."

Bülent Arınç
Konya Mevlana'yı Anma Etkinliklerindeki konuşmasından









Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

« Önceki ::