ERGUVANLAR


www.erguvanlar.tr.cx


« Önceki ::

TAŞ VE TEN - İNCİ ARAL

15/7/2009 -Kategori: INCI ARAL _6_






Epsilon Yayınları
230 sayfa



Ulya, bir heykel sergisi açmak üzere Almanya'ya giderken yıllardır birlikte yaşadığı erkekle yol ayrımına varmış olduklarının farkındadır. Bu beraberlikle aşktan korunmuş ama yüreğini çoraklaştırmıştır. Öte yandan teninde ve ruhunda ilk gençliğinde yaşadığı ve unutmak için çaba harcadığı büyük bir aşkın ve yıkımın izleri vardır. Ulya'nın geçmişini geri çağıran, susamış ruhunu canlandırıp uykudaki bedenini uyandıran, Hamburg'da, onu evinde konuk eden Sina olacaktır. Bu çocuksu genç adam, yirmi yıl önceyle şimdinin garip bir biçimde örtüştüğü bir yanılsamaya, büyük bir altüst oluşa sürükler dingin, durmuş oturmuş Ulya'yı. Eski aşkı, çocuğunun babası 'B'nin imgesi ile Sina'nın varlığı birbirine karışır zihninde. Her şey bir tekrara dönüşmüş gibidir. Yalnızca dört gün sürse de geniş mekân ve zamanlarda gezinen bu serüven, olgun bir kadınla ondan daha genç bir erkek arasında, acıya tanıdık, birbirine yabancı ve aykırı olmanın baştan çıkarıcı duygu ortamında yaşanır. Öyle içten ve yoğundur ki, sessizlik olmazlıkla şiddetlenen bir tutkuya dönüşür.

Taş ve Ten; bir aşkın yeniden tasarımı, gecikmiş bir sıçrama anıdır. İki insanın ölümcül acılar, düş yıkımları ve korkularla yazılmış kişisel tarihlerini ve yüreklerini birbirlerine açarken kaybetmeye yaktıkları ağıttır. Bölüşerek suskunluğu aşma duygusu, arzuların ve ruhun dünyasına özgürleştirici bir yolculuktur.

İnci Aral, tüm kitaplarında olduğu gibi, kendine özgü yalın, zengin dili; bireysel yaşamları müthiş bir nesnellikle aktarmadaki ustalığı; sağlam kurgusuyla Taş ve Ten'i de farklı katmanlarda örüp dokuyor. Türkiye'nin kaderini çizen olağanüstü dönemleri; o dönemlerin bambaşka kişilere dönüştürdüğü insanları; kayıp giden hayatları; hesabı verilemeyen 'kaybolmuş' kişileri; sürgün ve göçmen olmanın yalnızlığını, boyun eğme olgusunu; gençler kadar, orta yaşa varmış kadınla erkeğin de ruh hallerini derinlemesine anlatıyor. Okurunu bir kez daha sürükleyici bir roman atmosferine çekip orada tutsak ederek.


(Arka Kapaktan)



"Puslanmış bir geçmişle, olmayan bir geleceğin arasındaki bu tedirgin bekleyiş yaşamımızın şimdiki hali."


"İnsan, oluşturduğu kimliğin değersizliği kendi gözünde ortaya çıktığında yıkılabilir."


"Beni kabullenişi ve acıma ortak oluşundan ötürü sevdim onu. Yanında, huzursuzluk ve korkularımdan kurtuldum, bencillikten, tutkularımdan vazgeçmeye çalıştım, seyirlik pencerelerin önünde durmayı öğrendim ve beklenebilir ve beklenmedik durumlardan uzak kaldım. Sevecenliğiyle, bocalayıp duranduygusal yaşamımı dengede tuttu çok uzun zaman ve şimdilerde bana tenin geçiciliğini hatırlatıyor.

Güçlükle kurulmuş dengelerin pek de sağlam olmadığını, en ufak sarsıntıda yıkılıp gidebileceğini de onunla öğrendim sonunda. Kapanan kapıların sesi kulaklarımda çınlıyor şimdi, ama yine de yatağımda kimsenin olmayışından eksiklik duymuyorum."



"Benim için aşk; beden, ruh ve kültürel birikimin karşılıklı etkileşiminden doğan bir aşırılık hali."


"Bedenimi birine açmak için, ruhuma uygun enlem ve boylamı yakalayabilmem gerekiyor."



"Ona, beni bir erkeğin bir kadına getireceği acı ve çözümsüzlüklerden tümüyle korumakta olduğu için minnet duymuyor muydum?"


"Hayatımı böyle, zamanın içinde havada dondurulmuş, iniş durumunda asılı kalmış gibi mi geçirdim?


Ne uçsuz bucaksız bir çöl, ne yaman kuraklık!"


"Onu tanıdığım dönemde, yırtıcı bir tutku yerine arkadaşlığa, anlaşılmaya ihtiyacım vardı. Bu sınırlı, mantıklı birliktelik baştan beri tatlı ve onarıcıydı benim için ve kuşkusuz cinsellikten yoksun değildi. Daha çok gerekirliğin egemen olduğu, incelik ve dengeye dayalı bir cinsellik."


"Tenin tene dokunuşunda öyle ince, öyle anlaşılmaz bir gizem vardır ki bazen yabancılığın bütün engellerini yok eder bazen de sınırlar bir türlü aşılamaz."


"Aşkın coşku verici, yırtıcı ama geçici oluşuyla, sevginin heyecan ve tutkudan arınmışlığı arasında bir orta yol bulunmuyor ne yazık ki."


"Bir kadın nasıl olur da bu kadar uzun süre yüreğini taşlaştırabilir. Böyle bir ayazda nasıl yaşar!"



"İnsanın acı çekmeyi göze alabilmesi için gerçekten aşık olması gerekir.







Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

« Önceki ::