ERGUVANLAR


www.erguvanlar.tr.cx


« Önceki ::

YEDİ KAPILI KIRK ODA - MURATHAN MUNGAN

25/9/2009 -Kategori: MURATHAN MUNGAN _9_




Metis Yayınları
333 sayfa



Murathan Mungan'ın Kırk Oda kitabı ilk kez 1987'de yayımlanmıştı. Yazar daha o sıralar, zaman içinde kırk öyküden oluşacak bir büyük toplama çalıştığını söylüyordu.1999'da Üç Aynalı Kırk Oda, ilk kitaptan tam yirmi yıl sonra şimdi de Yedi Kapılı Kırk Oda geldi.

Kitapta varoluşun, kendini var etmenin yedi kapısına işaret etmeyi, giz düşürmeyi amaçlayan yedi öykü yer alıyor: 'Dumrul ile Azrail', 'Kan Kalesi', 'Robinson ile Cruose', 'Mavisakal', 'Hamlet ile Hitler', 'Wagner Körfezi', 'Güvercin Gömleği'.

(Tanıtım yazısından)




"Ummadığınız insanlarda bir derinlikle karşılaşmak sizi şaşırtır, bir ölçüde tehlikelidir bu; başka bir başlangıca işaret eder çünkü. Böylesi anlık çakımlar kararları da etkiler."



"Çabuk kavrayışların dostluğu kolaylaştıran bir yanı var."


"İçinin bütün mevsimlerini yaşamış insanlar vardırİ; içleri boşalmıştır bunların. Herhangi bir sahici duyguları kalmamıştır. Kimseye yönelik ne derin bir sevgi, ne derin bir kızgınlık duyabilirler. Bütün duyguları şiddetini yitirmiştir. Kimseye hiçbir şey veremezler artık, ellerinden gelmez. Hiçkimse için sahiden derin bir kaygı, diri bir öfke, tutkulu bir sevinç duyamazlar. Gençken sahip olmuşlarsa bile, olanca şefkatlerini çabucak tüketmişlerdir. Kendilerini korumayı öğrenirken, içlerini kurutmuş insanlardır bunlar. Her şeyi kesin bir yalınlık ve olağanlık duygusuyla yaşarlar. Serindirler. Alışkanlıkların kolaylıklarına bırakırlar kendilerini. Kesin bir kabulleniş, geri dönüşsüz bir razı oluş içindedirler. Tevekküllerinde, yaşamanın derinleştirdiği, deneyimlerin zenginleştirdiği bir olgunluk değil, hayvani bir kayıtsızlık vardır. Duydukları, duyabildikleri tek acı, fiziksel acıdır. Yüreklerini kanatacak değerde hemen hiçbir şey kalmamıştır hayatlarında. İlk gençliklerinde bazı yaralar almışlarsa bile, zamanın ellerinin onarıcı gücünü sömürürcesine tüketmiş, günün  birinde yeniden şifasına sığınmak zorunda kalmamak için de yara alacak yerlerini insafsızca yok etmişlerdir. Artık onlara zamanın bile yardım edemeyeceğini bildiklerinden, ne kadar gözlerimizin önünde olurlarsa olsunlar, erişemeyeceğimiz bir uzaklıkta, ateşten ve sudan, hikaye ve tutkudan, fırtına ve yastan sakınarak kırılmaz kabuklar, delinmez zırhlar, yüksek surlu kaleler içinde yaşayıp giderler. Mutlu ya da mutsuz olmanın ötesine geçmişlerdir. Bundan böyle, yalnızca var olduklarının bilgisiyle baş başa kaldıkları ömürlerinin inişsiz çıkışsız yollarını yavan adımlarla yürür, hayatı, uzun bir perhiz gibi yaşarlar. En derin acıları, en sarsıcı kederleri, kaderin pusu kurduğu beklenmedik kazaları bile hafif bir üzüntüyle geçiştirmeyi öğrenmişlerdir. İç çekerler, yazıklanırlar, omuz silkerler, Boş ver, der, çabucak dünya işlerine dönerler. Bir çeşit hayatta kalma bilgisidir bu. Ne olursa olsun, sonuna dek yaşamaya karar vermiş insanlarda görülür."



"Kadınların çoğunun, yaşlanırken unuttukları şeylerden biridir annelik. yaşı ilerlemiş kadınlar, çaresizlik sığınmasını, yalnızlık korkusunu, hatıraların gücünü annelik zannetmiyorlarsa eğer, anneliğin geçici olduğunu da bilirler."



"Hayat karşısında da, ölüm karşısında da kuşlar kadar başıboşum."


"Birkaç karış kelime yerine, sessizlikle kavranmış doğrular, çok daha iyi bir bağ sağlar yalnızlar arasında...Sessizlikte sağlanmış derin ortaklığın yerini tutabilecek hiçbir kelime bulamamıştır insanoğlu, hiçbir dilde."


"Ağır ağır geçen yıllardır; insan birçok şeyi birdenbire öğrenir."



"Sahiden sevemiyor. Sevgiyi tanımadığından değil bu. Sevgiyi tanımıştı gerçi, ama sevgiyi kendi içinden değil, kendisine gösterilen sevgi yoluyla tanımıştı. Bu yüzden sevgi, onun için daha çok başkalarından tanıdığı bir bilgi. Gündelik yaşamda büyük ölçüde yararlarını gördüğü kuru bir bilgi. Sevgi de dünyadaki diğer şeyler gibi ona verilen bir şey yalnızca, en doğal hakkı..."



"Ben onun dünyadaki sınırı oldum."



"Ben, kendimi sana ölerek değil, yaşayarak kurban edebilirim."



"Bağışlamayı bilmek için, kaybetmek gereklidir, yenilmek değil."



"Etimizden geçen zamanla, içimizden geçen zaman aynı değildir."



"Bazı insanların ne yapmak istediklerini anlamaları zaman alır."


"Anlam dediğimiz şey, kayıplarımızla tanım kazanıyor ve adlandırılabiliyordu. Belki de bu yüzden kaybetmeyenler ya da kaybettiğini bilmeyenler, öğrenilmesi gerekenleri bir türlü öğrenemiyorlardı hayattan."



"Ne, ne zaman, ne kadar birikir, kim bilebilir ki? Herşey sonunda bir sebebe bakar."



"Sıradan olmanın lükslerinden biri de buydu belki. Vazgeçmeyi bilme, vazgeçebilme yeteneği."


"Hayatta en erken kaybettiğimiz ve eksiğini en çok duyduğumuz şey: Güven."



"Bir zaman yaşanmış güzelliklerin insanın içinde, sızlayacakları mevsimi bekleyen sinsi yaralara dönüşmesi ne hazin!"



"Hayata kaptırdıklarımıza dönüp dönüp bakmanın göz ve gönül yormaktan başka bir işe yaradığı yok."



"Herkesin, gerçeğin kendisine yetecek kadarıyla ilgilendiği bir dünyada, gerçek ne işe yarar ki?"



"Suskunluğun sahip olduğu kelimeler, dilin sahip olduğu kelimelerden daha çoktur. Gövdesiz ruhlar gibidirler. Göçebe yaşarlar, içimizle dilimiz arasındaki boşlukta. Biz sızladıkça o boşluk çınlar durur."



"Dünyada en zor diyalog, insanın kendisiyle konuşması... Sosyal maskemiz kendimizin bir lehçesi"


"Zeka aşkı yaşamayı zorlaştırır. Aşk kalbi yorar, zeka beyni."


"İnsanlar aklın hatırladıklarını unutabiliyor, ama kalbin hatırladıklarını unutmuyorlar... Kalb çoğu kez sahibinden habersiz hatırlar; ilk yaranın kendi izini tekrar eden hafızasına yaslanır."









Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

« Önceki ::