www.erguvanlar.tr.cx
« Önceki ::
İYİDEKİ KÖTÜ - PAUL WATZLAWİCK
25/5/2009 -Kategori: PAUL WATZLAWICK _2_
İnsan neden kendisinden kaynaklanan sorunları aşıp geleceğe güvenle bakamaz?Neden bunca bilgiye, bilimsel gelişmeye ve tarihsel deneyime karşın sürekli hatalar yapıp durur? Üstelik sonradan "bu nasıl yapılabilir" diyeceği türden hatalar. Aklın yolu birse, sürekli iyiden, doğrudan söz eden insan neden hep kötülüklerin kaynağı olur?
Daha önce yayımladığımız "Mutsuzluk Klavuzu"nda mutsuz olmaya azmetmişlere rehberlik eden Watzlawick, burada da aynayı biz insanlara tutuyor. Bilimsel çalışmalarıyla uluslararası ün kazanmış bir psikolog olan Watzlawick, birkimi genel ve ortak gündemlere de taşıyabilen ender bilimcilerden. Bu kişiliğinin bir örneğini oluşturan bu kitabında, büyük dil ve mizah ustalığıyla işlediği nice dokundurmalarla, kimsenin yabancısı olmadığı en insani davranışlarımızı sorunlarımızın baş kahramanı yapıyor. Kendinden başka güveneceği dalı olmayan insanın yine en çok kendine karşı dikkatli olması gerektiğini gösteriyor.
Tehlike çevremizde "iyilik" suretinde kol geziyor. İyinin ve doğrunun temsilcileri kendi iyilerine mutlak anlamda inanarak çözümlerini diğer insanlara dayatıyorlar; onların kendi iyilerini tabi olmalarını istiyorlar. Kendi çözümlerini uygulamaya karar verdikten sonra da zaaflara, uzlaşmalara, belirsizliklere tahammül edemiyorlar. Genelin yararı uğruna tek tek insanların, azınlıkların ve "tartışılmaz gerçeği" hâlâ göreyemyenlerin canını yakmaktan çekinmiyorlar. İşte bu iyilik düşkünlerinin ürettiği topyekün çözümlerin insanları ne tip çıkmazlara karşı hepten çaresiz olmadığımızı ve geçmişte insanların bunlara teslim olmadığını da...
İnsanın derin sularını tarayan bir psikoloğun acımasız, ama umutlandırıcı bir eleştirisi "İyideki Kötü"
(Arka Kapaktan)
"Çok fazla bilmek gerçek bir hastalıktır...Zira bilginin doğrudan, kaçınılmaz meyvesi atalettir, yani kollarını kavuşturup oturmaktır."
Dostoyevski
"Demokrasiler sürekli yeni ödünler ararlar, tüm taraflar için en fazla avantaj içeren orta yolu bulmaya çalışırlar... Demokrasilerin temel aldıkları düşünce, uzlaşmaların anlamlı olduğudur, çünkü makul ve ölçülü olması beklenen karşı tarafın bu jesti dikkate alıp bir karşı jest olarak uzlaşma yoluna gideceği, böylece de bulunan uzlaşmayı kalıcı kılacağı düşünülür."
Jean-Fraçois Revel
"Şaşılacak şey, Çiçero televizyonu ve onun etkilerini her nasılsa görmüş ve M.Ö.80 yılında şunları yazmıştı:
'Eğer korkunç olayları dakika başı görmek ve duymak zorunda kalırsak, içimizdeki en hassas yapıya sahip olanlar bile, acı veren izlenimlerin sürekliliğinden dolayı, sonunda her türlü insani duyarlılığı yitirecektir.'"
"Tarihi yok sayan, onu tekrar etmeye mahkumdur."
"... belli ölçüde düzensizlik içermeyen düzenlerin, her tür gelişme olanağını boğduğu için yaşama aykırı olduğunu görmekten çok uzağız....Ama ne çare düzensizlik musibetini mahkum etmek, düzen musibetini mahkum etmekten çok daha kolay kabul görmektedir."
Daha önce yayımladığımız "Mutsuzluk Klavuzu"nda mutsuz olmaya azmetmişlere rehberlik eden Watzlawick, burada da aynayı biz insanlara tutuyor. Bilimsel çalışmalarıyla uluslararası ün kazanmış bir psikolog olan Watzlawick, birkimi genel ve ortak gündemlere de taşıyabilen ender bilimcilerden. Bu kişiliğinin bir örneğini oluşturan bu kitabında, büyük dil ve mizah ustalığıyla işlediği nice dokundurmalarla, kimsenin yabancısı olmadığı en insani davranışlarımızı sorunlarımızın baş kahramanı yapıyor. Kendinden başka güveneceği dalı olmayan insanın yine en çok kendine karşı dikkatli olması gerektiğini gösteriyor.
Tehlike çevremizde "iyilik" suretinde kol geziyor. İyinin ve doğrunun temsilcileri kendi iyilerine mutlak anlamda inanarak çözümlerini diğer insanlara dayatıyorlar; onların kendi iyilerini tabi olmalarını istiyorlar. Kendi çözümlerini uygulamaya karar verdikten sonra da zaaflara, uzlaşmalara, belirsizliklere tahammül edemiyorlar. Genelin yararı uğruna tek tek insanların, azınlıkların ve "tartışılmaz gerçeği" hâlâ göreyemyenlerin canını yakmaktan çekinmiyorlar. İşte bu iyilik düşkünlerinin ürettiği topyekün çözümlerin insanları ne tip çıkmazlara karşı hepten çaresiz olmadığımızı ve geçmişte insanların bunlara teslim olmadığını da...
İnsanın derin sularını tarayan bir psikoloğun acımasız, ama umutlandırıcı bir eleştirisi "İyideki Kötü"
(Arka Kapaktan)
"Çok fazla bilmek gerçek bir hastalıktır...Zira bilginin doğrudan, kaçınılmaz meyvesi atalettir, yani kollarını kavuşturup oturmaktır."
Dostoyevski
"Demokrasiler sürekli yeni ödünler ararlar, tüm taraflar için en fazla avantaj içeren orta yolu bulmaya çalışırlar... Demokrasilerin temel aldıkları düşünce, uzlaşmaların anlamlı olduğudur, çünkü makul ve ölçülü olması beklenen karşı tarafın bu jesti dikkate alıp bir karşı jest olarak uzlaşma yoluna gideceği, böylece de bulunan uzlaşmayı kalıcı kılacağı düşünülür."
Jean-Fraçois Revel
"Şaşılacak şey, Çiçero televizyonu ve onun etkilerini her nasılsa görmüş ve M.Ö.80 yılında şunları yazmıştı:
'Eğer korkunç olayları dakika başı görmek ve duymak zorunda kalırsak, içimizdeki en hassas yapıya sahip olanlar bile, acı veren izlenimlerin sürekliliğinden dolayı, sonunda her türlü insani duyarlılığı yitirecektir.'"
"Tarihi yok sayan, onu tekrar etmeye mahkumdur."
"... belli ölçüde düzensizlik içermeyen düzenlerin, her tür gelişme olanağını boğduğu için yaşama aykırı olduğunu görmekten çok uzağız....Ama ne çare düzensizlik musibetini mahkum etmek, düzen musibetini mahkum etmekten çok daha kolay kabul görmektedir."
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
