KENDİNE İYİ BAK - KEMAL SAYAR




Timaş Yayınları
154 sayfa


“Şöyle bir bakın etrafınıza: İnsan ilişkilerinde bir kirlenme, ruh dünyamıza sinmiş bir çirkinleşme yok mu? Hayatın pek çok alanında, güzelliğin izini sürmek dururken, çirkinliğe mağlup olmuyor muyuz? Dikkatlerimizi güzel olanı seçip ayıklamak yerine çirkin olanı teşhire yöneltmiyor muyuz? Çirkinliği konuşmaya ve yaşamaya ayırdığımız saatler arasında, güzellikle dolu anların bir hükmü, sahiciliği ve heyecanı kaldı mı?”

“İnanmak güzelliği görmeyi, güzellikle hemhal olmayı mümkün kılmıyorsa, ortada önemli bir sorun var demektir. İnandığını söyleyen insanlar hâlâ ‘Tanrı’nın sözlerini işitme kıtlığı’ çekiyorlarsa, bu sorunu iyi teşhis etmek gerekir.”

“Aslolan güzelliktir ve kâinatı temâşâ eden kişi şerrin hayra, çirkinliğin de güzelliğe inkılâb edebileceğini farkeder. Ki, insana verilen görev, bozulmuş olanı onarmak, yıkılmış olanı yerine koymaktır.”

Ve işte bunun için, insanın ‘kendine iyi bak’ması gerekiyor..."


(Arka Kapaktan)


""Hoşça bak zâtına, kim zübde-i âlemsin sen

  Merdûm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen."

  Şeyh Galib

*Kendine hoşça bak, çünkü âlemin özüsün sen
 Kâinatın gözbebeği olan insanoğlusun sen.



"Cinsel kimlik rollerinin birbirine karıştığı bir dünyada yaşıyoruz. İnsanlık neredeyse tek-cins (unisex) olmaya doğru gidiyor. D.H.Lawrence'ın yetmiş yıl önce öngördüğü yeni bir durum söz konusu olan: 'horozsu kadınlar, tavuksu erkekler'. Şöyle yazar bilge romancı:

   'Günümüzde bütün horozlar gıdaklamaya, yumurtlamaya özeniyor, tavuklar da öterek güneşi yatağından kaldırmaya yelteniyor. Günümüzün kadınları horozsu ise, erkekleri de tavuksudur. Erkekler korkak, ürkek, çoğunlukla yumuşak, boyun eğici, tavuksu ürkekliklerinde rahattırlar. İstedikleri tek şey kendileriyle tatlı dille konuşulmasıdır.'"



"Nereye gidersen git, bulacağın aydınlık, zihninin aydınlığı kadar olacaktır."
                       Cemil Meriç

"Kültüre bağımlı sendromları sıkıntı ifadeleri olarak değerlendirmek daha doğru olur. Her kültür sıkıntıyı dışa vurmakta kullanılacak araçlar üretmiştir. Sözgelimi, Azeri köyünde kalp sıkıntısından söz edildiğinde, düşkırıklığı kaynakları (aile-evlilik çatışmaları) ele verilmiş olur. Kalp yakınmaları hasta kişinin bedeninde ve toplumsal ilişkilerinde bir şeylerin yanlış gittiğini haber vermektedir. Kalp sıkıntısı yakınması, bir tür anahtardır. Bu anahtar, evlilik, aile ve iş yaşamında değişikliğin kapılarını açar. Kişi sıkıntı verici hayat şartlarını bu yerel ifade ile çevresine duyurur."


Yorum Yaz